TUTUCU İDEOLOJİLER VE SANAT

 

            Elbette bütün ideolojilerin kendini sanat yoluyla ifade etme biçimleri vardır.
            1977-78 yıllarında ‘Türkiyede Nazi Heykelciliği’ başlıklı bir araştırma metni yazmıştım.Herkes çok şaşırdı, ‘öyle bir şey mi var?’ diye. Çünkü o yıllarda ilerici çevrelerde ‘sanat ve kültür sadece sol’da vardır. sağın kültürü yoktur’ türünden bir anlayış yaygındı. Oysa, Atatürk’ün omuzdan kopçalı ve çıplak kollu romalı tüniği giydiği heykeli (İstanbul Üniversitesi bahçesi),  ya da Kurtuluş savaşımızı simgeleyen iki romalı gladyatör heykeli (Ankara, Kızılay meydanı) ve arka yüzünde beş figürlü grupta yine Atatürk’ün tünikli heykeli gibi pek çok örneğe hiç kimse dikkatle bakmamıştı. Alman ve İtalyan faşizminin yükseliş döneminin formüle ettiği, Roma imparatorluğu görkemine özenen bir estetik anlayış vardı, ve bizler bunu tanımak, deşifre etmek ve estetik anlayışımızın neyin karşısında olacağını bilmek zorundaydık.
            Muhafazakar sanata gelince; elbette vardır. Herzaman –Osmanlı döneminde de, sonrasında da- varolmuştur. Tanımı da, Cumhuriyetin erken yıllarında Ziya Gökalp tarafından zaten yapılmıştır. ‘Mahalli motifleri alacaksınız, bunları Avrupai tarzda armonize edeceksiniz. Böylece hem mahalli, hem de Avrupai bir musiki yaratmış oluruz.’ Formül bukadar basittir ve bütün sanat türleri için geçerlidir. Yeni bir fikirmiş gibi sunulan ‘gelenek ile modernizmin sentezi’ , 1960’lara kadar resim alanında da, yaygın biçimde uygulandı. Kilim motiflerini tuval üzerinde yağlıboya ile tekrarlayanlar,  badem gözlü eşekleri, gergef işleyen türkmen kızlarını kübist tarzda yorumlayanlar, dönemlerinin önemli sanatçılarıydılar. Son yıllara kadar kuran sayfalarını, arap harflerini amerikalı pop-art’çılar gibi kocaman tuvallere aktaranlar da oldu. Her türlü sermaye desteğine rağmen, yaygın bir beğeniye ulaşamamaları acaba nedendir?
            Bu tür bir estetik anlayışın başarısızlığı, döneminin sosyal dinamiklerini anlayamamış, tanımlayamamış ve bu tanıma paralel bir sanat oluşturamamışlığındadır.
Köylülükten kurtulup kentlileşmeye  çabalayan bir halka, köylülüğü yücelten bir sanat sunamazsınız. Beğenmeyecektir. Aynı şekilde, uygar ülkelerdeki insanlar gibi yaşama özlemi içindeki insana, yüzyıllar öncesinin yaşama ve düşünme biçimini estetize edip yeni bir şey gibi sunamazsınız. Ortaya düzinelerle böyle çalışan star-sanatçı tipi çıkartıp ünlendirseniz bile, insanlar insanlar o resimlerin fiyatlarına şaşıracak ama resimleri beğenmeyecektir.
            ‘Muhafazakar Bir Sanat‘  icad etme iddiasındakilerin asıl hedefi, bir türlü ele geçiremedikleri, ve hiçbir zaman geçiremeyecekleri sanat-kültür alanının iktidarıdır.
            Başaramayacaklar. Çünkü o iktidarın yolu değişmeyen inançlardan değil; herşeyi kuşkuyla ele alıp yeniden düşünerek ve sınayarak, bugünün insanı için yepyeni ifade biçimleri yaratmak iradesinden geçiyor.

                                                                                                            Orhan Taylan
           
                                                                                               Bodrum, Mayıs 2012

YAZILAR
  ÇOCUKLAR GİBİ RESİM YAPABİLMEK MESELESİ
  RESME İMZA ATMAK…
  RESİMDE YÜZLERİ ÇİZMEK SORUNU
TUTUCU İDEOLOJİLER VE SANAT
YABANCI DİL OLARAK RESİM
 
RESSAMIN SORULARI
BIZ NE MI YAPIYORUZ ?
TOPHANE'YE DAİR