RESİM NASIL YAPILIR ?

 

Bir duyguyla başlarsınız.

Yağmur altında yürürken de, gün doğarken bir kıyıda yüzerken de, uğultulu bir meyhanede gözyaşınızı silerken de olabilir.

Yeni bir resim yapmaya başlarken; öyle bilindik, tanındık, klişeleşmiş duygu tanımlarından biriyle değil; size yepyeni birşeyler yaşatmış, sizi şiddetle etkisi altına almış sahici bir duyguyla başlarsınız. Aşk gibi, hicran gibi, melal gibi adı konmuş ve herkesin aynı anlamı verdiği birşey olmayabilir bu duygu. Kendiniz de adlandıramayabilirsiniz. Önemli değil. Nasıl bir duygu olduğunu ayırdettinizse, işte o duyguyla başlarsınız.

Gelgelelim, yaşamdaki herşey gibi, bir duyguyu da anlamlandırabilmek için onun ne olmadığını, yani o olmayanı, karşıtını da belirtmek gerekecek. Sözgelimi özgürlükten bahsetmek için yatay bir tuale yaylalar ya da gökyüzü koymakla meramınızı anlatamazsınız. Sınırlandırılmışlıkla, kıstırılmışlıkla ilgili birşeyler sezdirmiyorsanız, o gökyüzü anlam taşımaz.

Eh, artık duygunun nasıl anlamlandırılacağı ortaya çıktıysa resmi kolayladık diyeceksiniz, değil mi? Değil tabii. İşin buraya kadar olan kısmı sadece hayal kurmaya yarar, resim kurmaya yetmez.

Duygunun -ya da temamızın diyelim- sevebileceği bir form'a kavuşmaya ihtiyacı var. Yani bir resim form'una. (Resim yapmayı hiç değilse onbeş-yirmi yıldır sürdürüyorsanız, artık "şimdi sürrealist bir resim mi yapsam yoksa falanca gibi expresyonist mi olsa?" diye bir derdiniz olmaz; bir resim dili zaten kurmuşsunuzdur). Bir biçim düzeni bulacaksınız ki, hem temanız sevecek, hem de kendi başına tutarlı ve çalımlı olacak. Yani, vitrinde kendi başına güzel duran bir elbisenin giyilen gövde ile bütünleşip canlanması gibi bir şey. Elbette temanız, o elbiseyle anlamlanırken, onu da kendine göre biçimlendirebilir ve resim ilerledikçe, çok zaman vitrindeki halinden bambaşka hallere de dönüştürebilir. Resim bu, neler isteyeceği belli mi olur?

Resim istediyse masmavi bir lekeyi resmin ortasına koyacaksınız. Olur mu, olmaz mı yok. Resim istediyse olacak. Form'da sizin temanız kadar kaprislidir. Temanızla formunuzun kaprislerini tatlılıkla ve beceriyle uzlaştırmak işin en güç yanı. Ama bazan kolayca bir uyum içine girerler ki, keyfine doyulmaz.

Bir güçlük de bu aşamada. Bakalım elbisenin fiyakası, duygunun ifadesinin önüne geçti mi? Hemen serinkanlı bir denetim ister. Eğer bu aşamaya geldiğinizde birinci duble içkinin ötesine geçtinizse denetim işini boşverirsiniz ve dengeler dağılıp gider. İkinci dubleye, ancak en son aşamada geçmeyi öneririm; yani tekrar duyguya dönüp, duygu'nun algılanabilirliğinden emin olunduğunda..

Duyguyu hafifçe vurgulayıp resmi bitirirsiniz.



Orhan Taylan
Asmalımescit, Kasım 2005

 

YAZILAR
TUTUCU İDEOLOJİLER VE SANAT
YABANCI DİL OLARAK RESİM
 
RESSAMIN SORULARI
BIZ NE MI YAPIYORUZ ?
TOPHANE'YE DAİR